Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA- Allah’ın adıyla
Suriye’de iş başındaki rejimi yıkmak ve Batı yanlısı bir yönetimi iş başına getirmek için dört yıl önce başlatılan iç isyanlar, geniş çaplı terör ve katliamların hiç biri amacına ulaşmadı.
Beklenenin ötesinde uzun süren bu iç savaş, savunma halindeki Suriye rejimi ve müttefikleri açısından olduğu gibi saldırgan gruplar ve dış destekleyicileri açısından da artık tahammülü zor bir aşamaya gelmiş bulunuyor.
İran eksenli direniş cephesi ile NATO ve Körfez desteğindeki muhalif silahlı gruplar arasındaki mücadelenin askeri çözümü olmadığı son aylarda taraflarca kabul edilmeye başlandı. Çünkü mesele artık Suriye meselesi olmaktan çıkmış bölgesel ve uluslararası oyuncular arasında ilan edilmemiş bir savaşa dönüşmüştü.
NATO-İsrail ve Körfez’den ( Suudi Arabistan, Katar, BAE, Kuveyt+Ürdün) oluşan muhaliflerin hamisi Amerikan Cephesi ülkeleri arasındaki çıkar çelişkileri ve bölgenin geleceğine dair karmaşık hesaplar da dikkate alındığında savaşın sahada olduğu gibi müzakere masasında da sürdürülmesine karar verildi.
Sahada daha fazla bölgeyi kontrol altında tutan ve daha güçlü olanın müzakere masasından daha kazançlı çıkacağı gerçeğinden hareketle taraflar bir an önce yeni askeri başarılara imza atmak için planlar yapmaya başladılar.
Amerikan cephesinin en büyük sıkıntısı ise müdhalenin başında eğitip donatıp her türlü silah, mühimmat ve lojistik destekle Suriye’ye gönderdikleri onlarca silahlı muhalif grup arasından IŞİD ve El Kaide türevi terör örgütlerinin ötekilere baskın çıkmaları ve giderek kontrol edilemez konuma gelmeleriydi. Ilımlı silahlı gruplar diye adlandırılan öteki terör örgütleri ise sahada bir varlık gösteremedikleri gibi elemanlarının büyük bir bölümünü IŞİD ve Nusra gibi tekfirci gruplara kaptırdılar.
Tekfirci grupların vahşilikleri ve cinayetleri dünya kamuoyunun tepkisini çekmeye başlayınca Amerikancı Cephe bu kendi ürettikleri canilerden kurtulma yolları aramaya başladılar. Ancak Suriye rejimi karşısında savaştıracakları başka güç olmayınca bunlara desteği ve kurulmuş işbirliğini hemen kesme yerine yeni terör grupları örgütlemeye başladılar.
Amerikan cephesindeki ülkelerden her biri kendi silahlı muhalif grubu aracılığıyla Suriye pastasından daha büyük pay almak için adamlarının konumunu güçlendirmeye ve son ataklara geçmeye başladılar. Bu doğrultuda adı kanlı teröriste çıkmış IŞİD ve Nusra Cephesi gibi terör örgütlerinin elemanlarını yeni gruplara devşirme adında yeni bir strateji izlemeye başladılar. Özellikle de Nusra ve Ahrar’uş Şam gibi örgüt elemanlarını cezbetmek ve yeni örgütlere kaydırmak için ABD tarafından 75 kişilik iyi eğitilmiş bir askeri ekip Suriye’ye sokuldu.
Öte yandan kendi yarattıkları ve kontrollerinden çıkan IŞİD canavarına Irak ve Suriye’nin geleceğinde pay düşünmedikleri için Suriye’nin kuzey doğusunda Kürtler ve Arap aşiretlerinden oluşan yeni grupları IŞİD’in yerine geçirmeyi planlamaktalar. Yani IŞİD, Nusra vb. Cinayet şebekelerini devre dışı bırakmadan önce ya yeni adlar altında organize etmeyi ya da yine kendilerine bağlı yeni kukla güçlerle yer değiştirmeyi planlıyorlar.
Amerikan Cephesinin bu planlarına karşın dört yıl öncesinden beri Suriye savaşına sadece siyasal ve silah desteği veren Rusya Suriye hükümetinin resmi daveti üzerine İran, Suriye, Irak, ve Hizbullah’tan oluşan Direniş Cephesiyle koordineli bir şekilde Eylül ayından itibaren savaşa müdahil olmaya başladı.
Şimdilik sadece hava desteği ile Direniş Cephesi’ne koordine olan Rusya radikal- ılımlı demeden Suriye devleti muhalifi bütün terör şebekelerini hedef almaya başlayınca Amerikan Cephesinin planları alt üst oldu. IŞİD’e karşı ABD liderliğinde kurulduğu iddia edilen koalisyonun bir yıldan beri yapamadığını veya yapmadığını Rusya iki aydan kısa bir sürede gerçekleştirerek IŞİD’in ana damarlarını kesmeye başlayınca Amerikan Cephesinin etekleri tutuşmaya başladı.
Rusya’nın hava desteği eşliğinde karadaki direniş güçleri de son iki ayda kayda değer ilerlemeler kaydetmeye başladılar. Suriye hükümetinin görüşmelerde elini güçlendirecek bu kazanımları kendi planları için tehlikeli bir gelişme olarak değerlendiren Amerikan Cephesi yeni komplo planları yapmaya koyuldu. Rusya savaş uçağının düşürülmesi bu cümleden olup Rusya’yı Direniş Cephesiyle kurduğu koordinasyondan caydırmaya yöneliktir. Rusya’nın IŞİD’le petrol ve silah konusunda işbirliği yaptığını iddia ettiği çevrelerin Rusya’ya cevap verme yerine İran’a yönelik açıklamalar yapmaları da Amerikan Cephesinin gerçek niyetini dışa vurmaktadır.
Sina Yarımadası üzerinde bir Rusya yolcu uçağının terör eylemi sonucu ve TSK F-16 uçaklarınca bir Rus bombardıman uçağının düşürülmeleri Amerikan Cephesi’nin Rusya’ya örtülü uyarı niteliği taşıdığına dair şüpheleri güçlendirmektedir.
ABD’nin Afganistan ve Irak deneyiminden sonra Suriye’ye asker göndermeye istekli olmadığı, Suudi ve Körfezdeki öteki şeyhlikler ordularının Yemen bataklığına saplandıkları vb gerçekler dikkate alındığında Amerikan Cephesinin şu sıralar en radikalinden en ılımlısına terörist gruplara ne kadar ihtiyaç duyduğu ortadadır.
Öte yandan IŞİD’a karşı başarının Rusya hanesine yazılmasından çekinen Amerikan Cephesi son birkaç gündür yeni taktikler geliştirmektedir. İngiliz hükümetinin alel acele bu ülke parlamentosundan sözde izin alarak apar topar Suriye’deki IŞİD mevzilerine sözde hava saldırıları başlatması bu çerçevede değerlendirilebilir. Madem bu kadar kararlıydınız bir yıldan beri kurduğunuz koalsiyon şimdiye kadar IŞİD’e karşı niçin bir varlık göstermiş değil?
Amerikan Cephesi’nin ayrı bir zaafı da Suriye’de iç savaş çıkarıp meşru hükümeti devirmek için teröristleri eğitip Suriye’ye sokmaya ilaveten aynı terörist örgütleri sindirmek bahanesiyle uluslararası hukuka aykırı olarak Suriye’nin egemenlik hakkını çiğnemesi ve meşru hükümetinden izin almadan bu ülkede hava saldırıları düzenlemesidir.
Rusya’nın S-400 hava savunma sistemiyle Suriye hava sahasını kontrol altına almasına karşı başlatılan propaganadalar konusuna hatırlatılmalıdır ki, İran ve Rusya, Suriye meşru hükümetiyle ikili anlaşmalar çerçevesinde bu ülkeye resmen davet edilmişlerdir. Türkiye hava sahasının ihlal edilmesini NATO üyesi ülkelerine yapılmış saldırı olarak niteleyenler aynı hakkı Suriye devleti için de kabul etmek zorundadırlar.
Suriye’deki durum yukarıda açıklamaya çalıştığımız sebeplerden dolayı çıkmaza girmiş bulunuyor. Bu açmazdan kurtulmanın yolu bu köşede defalarca yazdığımız üzere bölge dışı emperyalist güçlerle komşu bir ülke rejimini zorla değiştirmek yerine bölgesel işbirliği ve Suriye halkının özgür iradesine başvurmakla ile mümkündür. Ama müstekbirlerle oturup kalkanların müstekbirleştiği mevcut şartlarda bu arzumuzun gerçekleşmesi oldukça zor görünüyor.
Ziya Türkyılmaz